0 Yorum

Cahit Zarifoğlu Fotoğraf Yarışması


Türkiye’de ilk defa fotoğrafla şiiri birleştiren Cahit Zarifoğlu Fotoğraf Yarışması 7 Şubat’ta başlıyor.

Mavera Gençlik Hareketi’nin öncülük ettiği Cahit Zarifoğlu fotoğraf yarışmanın konusu “Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan / Geçerdi babam / Başında yağmur halkaları” diye başlayan Cahit Zarifoğlu’nun o unutulmaz “İşaret Çocukları” isimli şiiri. Bu şiiri anlatan en güzel fotoğrafların sahiplerini çok güzel ödüller bekliyor. İlk 25’e giren fotoğraflar yarışma bittikten sonra İstanbul’un ve Anadolu’nun birçok yerinde sergilenecek. Ayrıca fotoğraf yarışmasının geleneksel hale geleceği, önümüzdeki aylarda da farklı isimler üzerinden yarışmalar düzenleneceği söyleniyor.

Fotoğrafların zarifce@gmail.com mail adresinden kabul edileceği yarışmaya en az bir en fazla üç fotoğrafla katılabilirsiniz.

Jüri
Cahit Koytak (Şair)
Halit Ömer Camcı (Gezgin Dergisi)
Selahattin Sevi (Zaman Gazetesi)
H. İbrahim Kurucan (Genç Dergisi)

Ödüller
Birinciye: 500 TL + Cahit Zarifoğlu Külliyatı + Tablo
İkinciye: 300 TL + Cahit Zarifoğlu’nun 5 Kitabı + Tablo
Üçüncüye: 200 TL Cahit Zarifoğlu’nun 4 Kitabı + Tablo
Mansiyon: Yaşamak veya Şiirler Kitabı (İlk 25’e)

Yarışma Takvimi
Başlangıç Tarihi: 7 Şubat 2011
Son Başvuru Tarihi: 7 Nisan 2011
Sonuçların Açıklanması: 15 Nisan 2011
Sergi: 1 Haziran 2011

0 Yorum
0 Yorum

Mehmet Akif İnan için..

6 Ocak, bu güzel insanın vefatının yıldönümü. Onu mütevazı bir programla yad edeceğiz.

Batının hüküm sürdüğü bir dünyaya Peygamberler şehri Şanlıurfa'da açmıştı gözlerini 1940'ta. 6 Ocak 2000 tarihinde, yani bundan 11 yıl önce yine Şanlıurfa'da ulaştı sevdiğine.

Mehmet Akif İnan'ı rahmetle anıyoruz.

Neden bilmem, Akif İnan bana hep güven hissi vermiştir. Onu okuyunca hayata karşı cesaretim artar. Güveni öğretir bana, kendime güveni.

İlginçtir, rüyamda da gördüm onu bir ara. Necip Fazıl, o ve birileri daha. Diğerleri tanıdık değil. Akif İnan sigara içiyordu. Necip Fazıl'a bakıyordu. Bu kadar. Allah hayır ede.

Neyse efendim... 6 Ocak Perşembe akşamı saat 18'de TYB İstanbul şubesinde mütevazı bir anma programı yapacağız. Doğ Ey Güneş'i dinleyeceğiz, şiirlerini okuyacağız, dualar okuyacağız. İstanbul'dakileri bekleriz.

Zarif Haykırışlara Akif İnan nefesi

Ayrıca, Zarif Haykırışlar isimli etkinliğimizin Ocak ayı programında Akif İnan'ın da şiirlerini okuyacağız Makedonya ve 6 Türkiye şehrinde. Detayları buradan öğrenebilirsiniz.

Ayrıca Mehmet Akif İnan ile ilgili söz, video, doküman vs her tür içeriğin paylaşıldığı sayfayı Facebook kullanıcılarına öneririz.

Ruhuna Fatihalar göndermeyi unutmayalım.

2 Yorum

Müslüman Basın ve Görevleri

Cahit Zarifoğlu
Zengin Hayaller Peşinde
(sf. 251 – 264)

| Notlar..

• Özellikle Cumhuriyet’ten bu yana Türk basını malum çevrelerin elinde bulunuyor. Bu çevrelerin gayr-ı İslâmî ve hatta İslâm’a karşı fiilen karşı zihniyetler taşıdığı kesin olarak ortadadır. Bu gazeteler ve dergiler bütün üniteleri ile insanın nefsanî yönüne hitap edegeldiler. Kalbe değil guddelere, tevekküle değil isyana, sabra değil ihtirasa, ulviyete değil süfliliğe sürüklediler insanımızı.

• Basın, başkalarının ayıplarını, memleketimize hiçbir yararı olmayan, tersine insanımızın beynini bulandıran gizlileri ortaya çıkarmanın peşinde.

• Ayıpları araştırma hastalığı bütün insanların içinden dışarı çıksa, kurumlaşsa ve kendine bir organ arasa bugünkü basını bulurdu.

1 Yorum

Bulmak






| Bulmak

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Erdem Beyazıt


0 Yorum

Yaşamak'tan..


İSTANBUL 1965. şimdi acım. Açlığa ve yürümeye dayanıyorum. Günahtır belki söylemesi, ama açlıktan tat almaya veya ona aldırmamaya başladım. Bu arada artık yürümek lazım. İstanbul büyüktür. İnsanın yatağı ile iş yeri ya da okulu arasında bir iki otobüs ve bazen vapur da vardır. Suadiyede oturuyorum. Burası benim için bir gün, içimdeki bütün ölüleri gömüp gideceğim bir mezarlık. Ama bu gece onbire doğru Beyazıttaki Marmara kıraathanesinden çıktım. O kadar beklediğim halde Mehmet Genç de Sezai Ağabey de Rasim de Şuayb da Abdurrahim de gelmediler. Garson Hulusi efendiye "çay kalsın, birazdan yemeğe gideceğim" dedim. Ama işte üç saattir bir türlü yemeğe gidemiyorum. Sırtım dönük olduğu halde bütün gürültülerin içinden iki kanatlı kahvehane kapısının o yağlı ve ılık açılışını duyuyorum ve bizimkilerden birinin o yavaş patırtısız ve entellektüel gelişini hisseder gibi oluyorum.-Hulusi efendinin ocak tarafına yönelmesini beklemeden, onun, aşağı yukarı hepimizin, etinin içini, iskeletinin şemasını görür gibi, sakin, içerden bakışı altında dışarı çıktım. Sonradan bir önceki vapura doğru. Karaköye kadar yürüyeceğim. Vapur için öğrenci pasom var. Kadıköyden Suadiyeye kadar dört kilometreyi ya yürüyeceğim ya da yürümeyeceğim. Otobüs yirmibeş kuruş. Benim bu gece on kuruşum var.

0 Yorum

Muhacir şairlerden biriydi!

Hakiki manada başarıya ulaşabilmek için ‘önce maneviyat’ diyen Akif İnan, hayatı boyunca, değerlerine sahip çıkabilen bir neslin yetişmesi mücadelesini vermiş.


İmanın yükselen sesiydi o. Edebin ve hayanın şairiydi. Mısralarını okudukça zamanı aşan sesi gönül pınarlarımıza çağlayanlar gibi akar, çizdiği imajların büyüsüyse gönlümüze değerek bizi bizden alır ve manalar aleminde bir yolculuğa çıkartırdı. Adeta düşünceler diyarında rehberliğimizi yapardı kelimeleri.

Bir medeniyet haritası onun şiiri


İçinde birikmiş olan duygu yoğunluğunun kıpırtıları hareketlenmeye başladığındaysa güneşin o pırıltılı ışıkları etrafında aralanan kapı, bizleri kurulmuş olan yeni bir dünya düzenine davet ederek ışıyan gün yüzünün medeniyet haberciliğini yapardı. Akif İnan’ın şiirlerinin en büyük özelliği ise divan şiirini ve halk şiirini bir arada kullanarak edebiyatımıza yeni bir soluk getirmiş olmasıdır. Erdem Bayazıt’ın tabiriyle onun şiirleri “klasik tarzla yeni arasında” köprü vazifesi gören bir medeniyet haritasıdır.

0 Yorum
0 Yorum

Kavga şiirleri ezberleyelim!



‘Yaz Hasan, yaz da, kır cesaretini kafirlerin’… Böyle şiirler söylese şairler. Böyle kitaplar olsa başucumuzda.

İslam Şairlerinden Kavga Şiirleri Antolojisi isimli, 1977 yılında Çığır Yayınları tarafından basılmış bir kitap var kütüphanemde. İsmail Borlok tarafından hazırlanıp derlenmiş. Kitabın ismi insanı cezbediyor. Okumaya başlıyorum: "Şairler... Kendini Hakk’a adamış şairler... Onlar da savaşacak... Mısralarıyla, beyitleriyle... Çünkü Allah'ın Resulü, ‘Yaz Hasan, yaz da, kır cesaretini kafirlerin’ demişti. Hasan yazdı, ondan sonra gelenler de yazdılar. Daha nice Hasanlar gelecek, onlar da yazacak... Kıracak küfrün çemberini..." yazıyor kitabın takdiminde. Kitap iki bölümden oluşuyor, birinci bölümde şiirleri kitaplaşmış usta şairlerin bazı şiirlerine yer verilmiş. İkinci bölümdeki şairleri amatör olarak isimlendirmişler.

Kimlerin şiirleri var?

Kitabın birinci bölümündeki isimleri tanımayanımız yok. Kitaptaki gibi doğum tarihlerine göre sıralayalım biz de: Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, A. Nihat Asya, N. Fazıl Kısakürek, Ali Ulvi Kurucu, H. Cengiz Alpay, A. Öztemiz Hacıtahiroğlu, Bahattin Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Sezai Karakoç, Erdem Bayazıt, A. Cahit Zarifoğlu, M. Akif İnan, Alâeddin Özdenören, İsmet Özel, Mustafa Miyasoğlu, Mehmet Atilla Maraş, Ebubekir Eroğlu, Mustafa Özer ve Osman Sarı.

0 Yorum

Herkes kendi işine...


Bir tezi olan onu oluşturmaya çalışır. Tezi (diyeceği sözü) olmayansa, başkasıyla uğraşır: başkasının söyledikleriyle ya da şahsiyatla...

Mavera dergisini çıkarttığımız sıralarda bazı günlük gazetelerde yazan edebiyat eleştirmenleri derginin adını sorgulamaktan başlayarak böyle bir dergiyi nasıl çıkarttığımızı, parayı nereden bulduğumuzu, bize nerelerden petro-dolarlar geldiğini sorup kuşku uyandırmak isteyen yazılar yazdı. Bu istikametteki yazılarını birkaç kere tekrarladı. Arkadaşlar bu yazılara cevap vermemiz gerektiğini belirtiyordu. Bense ona cevap vermek bu iddiayı ciddiye aldığımızı gösterir; oysa bu iddianın ciddiye alınır bir yanı yok; iddia sahibi kendi iddiasını ispatla yükümlüdür, ben niye onun iddiasını reddetmeye çalışayım, diyordum. Böylece o yazılara cevap vermedik. Dergi zaten aralarında benim de bulunduğum birkaç arkadaşımızın cep harçlığı ile çıkartılıyordu. Bir süre sonra satışlardan gelen para ile abone bedelleri dergiyi kendi yağıyla kavrulur hale getirdi.